Kısa Bir İzmir Tatilinden Bize Kalanlar…

    Yoğun bir tempoda geçen kış aylarını arkamızda bırakarak ve 23Nisan tatilini de fırsat bilerek, 5 günlük bir mola planladık ailecek. Ben, eşim, oğlumuz Ege ve halası hep beraber İzmir tatili yaptık. Minik oğlumun İldeniz ablası İzmir’de okuyor. Annesi 23 Nisan’da onu ziyarete gideceğini söylediğinde, acaba bizde ayarlamalarımızı yapıp gidebilir miyiz diye düşünmeye başladık.

       Ve planlarımız gerçekleşti, eşim 2 gün yıllık izninden aldı, uçak biletleri ayarlandı, bavullar hazırlandı. Egey’le geçen keyifli ve bir o kadar da hareketli bir uçuştan sonra 20 Nisan gece 23.00 da İzmire indik. Gece hiç yerimizi falan yadırgamadan mışıl mışıl uyuduk. ”Demek ki aile halkı olarak bir tatil istermişizde haberimiz yokmuş” diye sohbet ettik eşimle kahvaltıda.

      Hergün kahvaltıdan sonra 10 gibi yollara düşüp, çoğunlukla yürüyerek yeğenimizin rehberliğinde İzmiri keşfettik. Akşam 7 gibi eve döndük, çok yorulduk ama yorulduğumuzdan fazla keyif aldık. Benim prens oğlum öğle uykularını yarım yamalak pusette uyumasına rağmen, umduğumdan uyumlu davrandı. En çok Ege mutlu oldu sanırım, gönlünce koştu, yeni yerler gördü, ata -faytona bindi, bol bol dondurma yedi. Ben ve eşim en çok Şirince’yi beğendik.

      Okuduğum bazı kaynaklarda, Şirince’nin olduğu tepeye yerleşimin, tarihi Efesin kentinin dağılıp limanın Kuşadasına taşınmasıyla birlikte aynı döneme rastladığı yazmakta. Günümüzdeyse mübadele sonrası Selânik, Kavala ve Provusta’dan gelen Türkler yaşamaktadır. Eski rum evleri bozulmadan korunmuş bir yer Şirince. Ben en çok dar taş sokaklarını sevdim. Ve tekrar gelip Şirince’de 2-3 gece kalmaya karar verdik. Şirince halkı geçimini turizmden kazanmakta. Yöresel meyve şaraplarını her dükkanda tatmanıza izin var. Ve meyve şekilli el yapımı sabunlardan da almak lazım. Ben aldım banyoma bir sepet içinde yerleştirdim bile.

Ve yemekleri… Aslında ben Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikayesini okuduğumdan beri kabak çiceği dolmasını fena halde merak eder oldum. Şirince’de yapıldığını,  yola çıkmadan internet’ten yaptığım minik araştırmamda öğrenmiştim. Ama şanssızlıkmı desem bilemiyorum ama kabak çiceği zamanından 20 gün önce geldiğimiz için kabak çiceği dolması bulamadık. Artık bir dahaki sefere diyerek diğer zeytinyağlılara bıraktım kendimi. Şirince’de çok güzel zeytinyağlı yemekler yaptıklarını söyleyebilirim ve tadın derim.

      Bu tatilde dinlendiğimi söyleyemem aksine fiziki anlamda yorulmuş bile olabilirim. Ama oğlumun beş gün süren  ’’sevinçten kendinden geçme” durumu beni çok mutlu etti. Bir de buna yeni yerler görmenin hazzı eklenince önümüzdeki tatiller için yeni planlar yapmaya başladım bile.

 

 

Published in:İzmir Tatilimiz ve Şirince |on Mayıs 13th, 2008 |No Comments »

İzlemeye Bayıldığım Filmler…

LOCK, STOCK AND TWO SMOKİNG BARRELS

Yönetmen : Guy Ritchie
Senaryo : Guy Ritchie
Oyuncular : Jason Flemyng , Dexter Fletcher , Nick Moran , Steven Mackintosh

710c7gvd0jl__ss500_.jpg

         

      Eddy ve 3 arkadaşı ellerindeki 100.000 paundu kumara yatırırlar. Aralarında en deneyimli oyuncu Eddy olduğu için kumar masasına onu yollarlar.  Eddy oyunun sonunda Hatchet Harry’e yarım milyon paund borçlanır. Bu borcu bir hafta içerisinde ödemezse Hatchet Harry’nin parmaklarını kesecektir. Bu beladan sıyrılmak için para toparlamaları gerekmektedir. Bir takım para toplama girişimlerinde bulunurlar. Bunlardan biri de Eddy’nin babasının antika tüfeği ile soygun yapmaya kalkmalarıdır. Ancak tüm denemeleri başarısızlıkla sonuçlanır. 


      Başladığı andan itibaren temposu hiç düşmeyen, beni ekrana kilitleyen filmlerden biri daha. Kara-Komedi demek yerinde olur sanırım. Guy Ritchie’nin yazıp yönettiği film, acayip tesadüflerle dolu. Kısaca kaçırmayın derim.     SNATCH    

 


 
1783-104432.jpg             

 

                                                                                        
 
    Elmas hırsızı ve kurye olan Dört Parmak Franky patronu Avi’ye teslim edeceği değerli bir elmas için New York’a dönmektedir. Ancak  dayanamaz ve Bıçak Boris adına bir bahse girer. Bori Frankyi tuzağa düşürür ve soyulur.  Franky’nin tuzağa düşürüldüğünü öğrenen Avi, Franky’yi ve kayıp elması bulmak için sağkoluyla birlikte Londra’ya gelir..       Bu arada acemi  lisansız boks maçı organizatörleri, Turkish ve işortağı Tommy, yasadışı boks maçları organizatorü ve domuz çiftliği sahibi Tuğla Kafa’yı kendilerini bu işin en büyükleri arasına sokacak bir döğüş düzenlemek üzere ikna etmekle meşgullerdir. Ama boksörleri, Mickey O’Neil adında  İrlanda’lı bir çingene tarafından nakavt edilince, çocuklar onu kendi boksörlerinin yerine Tuğla Kafa’nın maçı için ringe çıkmaya ikna ederler. Ama Mickey tekin bir adam değildir ve bu ikili, kaçık boksörleri dördüncü raundda nakavt olmayı reddedince birden kendilerini belanın tam ortasında bulurlar. Bu arada Franky’nin bahisçiler tarafından pusuya düşürüldüğünün öğrenilmesinden sonra ortadan kaybolan elması bulmak üzere bir mücadele başlar.   Lock, Stock and Two Smoking Barrels’ tan sonra çekilen Guy Ritchie filmi. Hemen hemen aynı kadro var ancak bu filme Brad Bitt’te katılmış. Ve çingene rolünün çok iyi üstesinden gelmiş diyebilirim. Bu da Lock, Stock and Two Smoking Barrels gibi çok eğlenceli ve zekice kurgulanmış bir hikayeye sahip. en izlerken çok eğlendim, izleyin derim.

 

 

FROM DUSK TILL DAWN  ( Gün Batımından Şafağa )

 230px-fromdusktilldawn.jpg

FIGHT CLUB ( Dövüş Klübü )

 Yönetmen: David Fincher   Senaryo: Jim Uhls , Chuck Palahniuk (roman) Yapım: 1999 Amerikan Yapımı 139 dakikaOyuncular: Brad Pitt, Edward Norton,Helena Bonham Carter, Meat Loaf

fightresim13b.jpgfightresim13b.jpgfightresim13b.jpgfightresim13b.jpgfightresim13b.jpg

chimage.jpg

  Filmi, Edward Nortonun anlatımıyla izliyoruz. Anlatıcımız, iyi bir işi ve son moda mobilyalarla doldurulmuş bir evi olan, sık sık seyahat eden aslında sıradan biridir. Fakat zamanla hayatından tatmin olmamaya ve uyumada güçlük çekmeye, hatta hiç uyuyamamaya başlar. O da, bir turist misali bulduğu tüm destek gruplarına katılmaya başlar. Bu  gruplardan birinde  Marlayla tanışır. Daha sonrasında ise, bir uçak yolculuğunda, sabun yaparak hayatını kazanan Tyler Durden’la tanışır. Ve bu iki garip insanla tanışmasıyla birlikte yaşantısı farklı bir boyuta taşınır.
      Aslında film için bir sistem eleştirisi diyebiliriz. Tüketim toplumuna ağır bir saldırı… Sahip olduğumuz eşyaların, kariyer hedeflerimizin, ünvanlarımızın  zamanla  nasıl bize sahip olduğunun suratımıza çarpılması..
       Ben bu filmi her zaman izleyebilirim. Bana kendimi iyi hissettirmesede, her izleyişimde daha farklı çarptığını söylemeliyim. Sizi de izlediğinizde mutlu etmeyecektir ama sarsılmaya kimin ihtiyacı yok ki….

OLAĞAN ŞÜPHELİLER  ( Usual Suspects )  

Yönetmen:  Bryan Singer

Senaryo  yazarı :  Christopher McQuarrie

Oyuncular:   Kevin Spacey, Stephen Baldwin, Gabriel Byrne, Benicio Del Toro, Kevin Pollak
  
Gösterim tarihi  : 1995, ABD       

  olagansupheliler_p.jpg     

 ”Şeytanın en büyük başarısı, bizi varolmadığına inandırmasıdır.”  Filmi aslında bu replik özetlemekte. Ama filmi henüz izlememiş olanlar için sanırım bu cümle birşey ifade etmiyordur.  Alanlarından uzman olan  beş sabıkalı tesadüf sandıkları bazı olaylar sonunda aynı hücrede biraraya gelirler. Hücrede geçirdikleri zaman içinde bir soygun planlarlar. Planları başarıyla sonuçlanır ancak çaldıkları malların Keizer Soze’ye ait olduğunu öğrenirler. Bunun karşılığıda, Soze’nin bir işini yapmaları gerekmektedir. Bu arada Keizer Soze, herkesin çok korktuğu ama kimsenin tanımadığı acımasız bir katildir.     İşin yapıldığı  gece,Kalifornia San Pedro Limanında’dan sadece bir kişi kurtulur, 27 kişiyse ölür. Davayı araştıran ajanın baskından kurtulan Verbal Kint ( Kevin Spacey ) ’ı sorguya almasıyla birlikte olayın iç yüzü açığa çıkar ya da çıkmaz..    İnanılmaz bir film, inanılmaz final… Kesinlikle izlemelisiniz. Bu arada filmin yazarı oscar almıştı.

ONCE UPON A CRIME  ( Bir Zamanlar Suç Vardı )

Yönetmen  : Eugene Levy

Oynayanlar: John Candy, Cybill Shepherd, James Belushi, Ornella Muti 51k1zmqbbzl__aa240_.jpg            Genelde komik diye izlediğim çoğu film beni pek de güldürmeyi başaramamıştır. Bunun benim zor beğenen biri olmamla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum, bunun sebebi sadece benim mizah anlayışımla izlediğim filmlerin örtüşmüyor olması.   Şimdi gelelim filme, bu film cidden beni çok güldürmüştü, güldürdü ve güldürmeye devam ediyor. Filmde birbirini tanımayan insanların, tesadüfler sonucunda nasıl cinayet zanlısına dönüştükleri anlatılıyor.  Diyaloglardaki ince espriler harika ve en iyisi de John Candy’nin müfettiş soruşturmasındaki uygulamalı anlatımı beni gülmekten öldürdü.  Eskiden televizyonda çıkardı ama uzun zamandır rastlamıyorum. Kısaca aklınızda bulunsun, bu filmi izleyin ve bol bol gülün.

 

RUSSIANS ARE COMING ( Ruslar Geliyor )

Yönetmen: Nathan Jewison

Oyuncular: Alan Arkin, Carl Reiner, Eva Marie Saint

Yapım Yılı: 1966

 

russians.jpg 

    Nathaniel Benchley’nin romanından 1966 yılında beyazperdeye uyarlanmış. Alan Arkinin de rol aldığı filmin 4 dalda oscar adaylığı da mevcut.    Filmimiz soğuk savaş döneminde, küçük bir New England kasabasında geçiyor. Kasaba yakınından geçen, küçük rus denizaltısının mürettebatı, Amerikayı biraz daha yakından görmek isteyince olanlar oluyor. Karaya oturan denizaltılarını kurtarmak için, kasabaya çıkmaktan başka çareleri kalmayan mürettebatın başına gelen komik olayları izliyoruz film boyunca. Kasaba halkı ve rus denizcilerinin yaşadıkları kaos inanılmaz komik.    Lt.Rozanov rolünü oynayan Alan Arkinin performansı izlenmeye değer. Hele rus aksanıyla Whittaker Walt demesini kaçırmayın.   En son bir yıl kadar önce, Digiturk MGM kanalında rastlamıştım. Uzun süre orada oynadı ve ben her rastladığımda izledim. Şiddetle tavsiye ederim.

BETTLE JUICE ( Beter Böcek )

Yönetmen: Tim Burton

Senaryo: Tim Burton, Michael McDowell, Warren Skaaren, Larry Wilson

Oyuncular: Michael Keaton, Alec Baldwin, Winona Rider, Geena Davis

Müzik: Danny Elfman

Yapım Yılı: 1988

200px-beetlejuice.jpg   200px-beetlejuice.jpg

   Tim Burton yönettiği unutulmaz fantastik bir filmdir Bettlejuice… Bir hayat deneyimidir, festival havasıdır, ölümün eğlenceli halidir.

   Barbara ve Adam’ın öldükten sonra evlerinde hapis kalırlar. Bu arada evlerine taşınan istilacı aile ile başa çıkamaya çalışmaktadırlar. Ancak yaşayan insanları korkutma işinde çok kibar davrandıkları için, her denemeleri başarısızla sonuçlanmaktadır. Bu arada ailenin gotik kızı  Lidya ile yakınlaşmaya başlamışlardır. Evden kovma işini bir uzmana vermeye karar verirler. Üç kez bettlejuce dedikten sonra işler çığırından çıkar..

    Zaten benim yaş gurubum ve daha büyükler eminim bu filmi defalarca izlemiştir. Kısaca lafım  benden küçük jenerasyonadır:  izleyin, izlettirin..

 Shake, shake, shake, Senora, shake your body line
Shake, shake, shake, Senora, shake it all the time
Work, work, work, Senora, work your body line
Work, work, work, Senora, work it all the time

http://www.youtube.com/watch?v=MEy89l0SOZs 

İlk önce omuz oynattırmaya başlayan sonra içinizden dans etme isteği uyandıran final şarkısı :)

 

Published in:SİNEMA |on Şubat 22nd, 2008 |No Comments »

HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?

new_ege-090.jpg

HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI ?

Aylin Kotil,
Cumhuriyet Gazetes - 
23 Mayıs 2004

         Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama, yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını… Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona.Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini. Kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine…Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.
Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.
Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona… Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… ‘İstemiyorum’, ‘hayır’ demeyi öğret ona , istediğinde ise ‘istiyorum’ demeyi, Sevdiğinde ise ’seni seviyorum’ diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını…Sorgusuz sevmeyi… El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı…
Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona .
Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.
İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret…
Ama en çok da kendini sevmesini öğret… Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini… Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini … Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını…
        Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona…

 

Published in:Çocuklara Dair... |on Şubat 22nd, 2008 |No Comments »

Bu Sitelere Bakmalısınız…

http://www.petercallesen.com             

 Sizce kağıtla origami dışında ne yapılabilir? Bir gözatın, şaşırtıcı bir site….

web2impenetrablecastleii.jpg

http://doodlebug.desktopcreatures.com/

Karakalem çalışmalarını göreceğiniz bu sitede, yapılan çalışmalar animasyon haline getirilmiş. Ben gezinirken çok keyif aldım.

 82251_l.jpg      82033_l.jpg     80705_l.jpg

 http://www.bunlardanistiyorum.com

     Arkadaşlarınıza ilginç ve alışılmadık bir hediye almak isterseniz buraya bir gözatın. Ben en çok güneş kavanozunu ve tahta görünümlü dijital saati sevdim.

173.jpg    174.jpg   28.jpg   202.jpg

http://www.mutfaktapenguen.blogspot.com

Bu blog, benim yemek tariflerimi paylaştığım, o yemeğin yapılış amacını hikayesini anlattığım, kısacası evim gibi bir yer. Oraya da beklerim..

 

Published in:Bu sitelere bir bakın |on Şubat 21st, 2008 |No Comments »

X. Uluslararası Sabancı Tiyatro Festivali Başlıyor..

     Devlet Tiyatroları ve Sabancı işbirliği ile düzenlenen 10. Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası  Tiyatro Festivali 27 Nisan’da başlıyor. Biletler konusunda aceleci davranmanızı tavsiye ederim. Festival başlamadan önce toplu alımlar olduğu için biletler çok erken tükenebiliyor. Şimdiden iyi seyirler.

     Festivalde temsil edilecek oyunların tam listesi için aşağıdaki linke bir bakmanızı öneririm.

http://www.devtiyatro.gov.tr/web/2008/adanafestival/

 

tiyatro.jpg

Published in:Haberiniz Olsun... |on Şubat 21st, 2008 |No Comments »

Oscar Hakkında Küçük Notlar

223979.jpg

  • En çok Oscar kazanan 2 film, Ben Hur (1930) ve Titanik (1997) 11 dalda Oscar almıştı.
  • En fazla Oscar kazanan kişi ise Walt Disney. 26 kez Oscar ödülü alan Walt Disney, 1953′te 4 dalda ödül alarak en fazla Oscar alan kişi oldu.
  •  Oscar ödülleri 1929 yılında verilmeye başlandı.
  • Törene sadece 250 kişi katıldı, biletler 10 dolardan satıldı.
  • 1953 yılında televizyondan yayınlanmaya başlandı.
  • Oscar ödülleri 24 dalda veriliyor.
  • En iyi beş dalda verilen ödülleri aynı anda alan 3 film oldu. Bunlar ;

      Hepsi Bir Gecede Oldu (1934), Guguk Kuşu(1975) ve Kuzuların Sessizliği(1991).

  •  Ödül kazananların konuşma süresi sadece yarım dakika.
  • Herkesin aklındaki kırmızı halı 75,5 metre ve Akademinin  malı.
  • Oscar Törenleri sadece üç kez ertelendi.
Published in:Oscar Ödülleri |on Şubat 20th, 2008 |No Comments »

2008 Oscar Ödülleri…

oscar1.jpg                          oscar1.jpg                                 oscar1.jpg                        oscar1.jpg

  oscar1.jpg                24 Şubat pazar gecesi geç saatlerde 80. Oscar ödülleri sahiplerine kavuşacak… Töreni, ünlü şovmen  Jon Stewart ikinci kez sunacak. Daha önce 2006 Oscar Ödül Törenini de sunmuştu. Ayrıca  2001 ve 2002 yıllarındaki Grammy ödül törenlerini de sunduğunu söylemeden geçmemek gerek.  

                  24 dalda verilecek olan Academy of Motion Pictures and Sciences, kısa adıyla Oscar ödülleri adaylarını aşağıda görebilirsiniz.

  En İyi Film
“Kefaret” (”Atonement”)
“Juno”
“Avukat” (”Michael Clayton”)
“İhtiyarlara Yer Yok” (”No Country for Old Men”)
“Kan Dökülecek” (”There Will Be Blood”)

En İyi Kadın Oyuncu

Cate Blanchett (”Elizabeth: Altın Çağ”)
Julie Christie (”Away from Her” )
Marion Cotillard (”Kaldırım Serçesi”)
Laura Linney (”The Savages”)
Ellen Page (”Juno)
 

En İyi Erkek Oyuncu

George Clooney (”Avukat”)
Daniel Day-Lewis (”Kan Dökülecek”)
Johnny Depp (”Sweeney Todd”)
Tommy Lee Jones (”In the Valley of Elah”)
Viggo Mortensen (”Şark Vaatleri”)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Cate Blanchett (”I’m Not There”)
Ruby Dee (”Amerikan Gangsteri”)
Saoirse Ronan (”Kefaret”)
Amy Ryan (”Gone Baby Gone”)
Tilda Swinton (”Avukat”)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Casey Affleck (”Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı”)
Javier Bardem (”No Country for Old Men”)
Philip Seymour Hoffman (”Charlie Wilson’s War”)
Hal Holbrook (”Into the Wild”)
Tom Wilkinson (”Avukat”)

En İyi Yönetmen

Julian Schnabel (”Kelebek ve Dalgıç”)
Jason Reitman (”Juno”)
Tony Gilroy (”Avukat”)
Joel Coen ve Ethan Coen (”No Country for Old Men”)
Paul Thomas Anderson (”Kan Dökülecek”)

En İyi Orijinal Senaryo

Brad Bird (”Ratatuy”)
Diablo Cody (”Juno”)
Tony Gilroy (”Avukat”)
Tamara Jenkins (”The Savages”)
Nancy Oliver (”Lars and the Real Girl”)

En İyi Uyarlama Senaryo

Paul Thomas Anderson (”Kan Dökülecek”)
Ethan & Joel Coen (”No Country for Old Men”)
Christopher Hampton (”Kefaret”)
Ronald Harwood (”Kelebek ve Dalgıç”)
Sarah Polley (”Away from Her”)

En İyi Animasyon

“Persepolis” (Marjane Satrapi ve Vincent Paronnaud)
“Ratatuy” (Brad Bird)
“Neşeli Dalgalar” (Ash Brannon ve Chris Buck)

Yabancı Dilde En İyi Film

“Beaufort” (İsrail)
“The Counterfeiters” (Avusturya)
“Katyn” (Polanya)
“Mongol” (Kazakistan)
“12″ (Rusya)

En İyi Belgesel

“No End in Sight” (Charles Ferguson ve Audrey Marrs)
“Operation Homecoming: Writing the Wartime Experience” (Richard E. Robbins)
“Sicko” (Michael Moore ve Meghan O’Hara)
“Taxi to the Dark Side” (Alex Gibney ve Eva Orner)
“War/Dance” (Andrea Nix Fine ve Sean Fine)

En İyi Görüntü Yönetmeni

Roger Deakins (”Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı”)
Seamus McGarvey (”Kefaret”)
Janusz Kaminski (”Kelebek ve Dalgıç”)
Roger Deakins (”No Country for Old Men”)
Robert Elswit (”Kan Dökülecek”)

En İyi Sanat Yönetimi

“Amerikan Gangsteri” (Sanat Yönetimi: Arthur Max; Dekor: Beth A. Rubino)
“Kefaret” (Sanat Yönetimi: Sarah Greenwood; Dekor: Katie Spencer)
“Altın Pusula” (Sanat Yönetimi: Dennis Gassner; Dekor: Anna Pinnock)
“Sweeney Todd” (Sanat Yönetimi: Dante Ferretti; Set Dekor: Francesca Lo Schiavo)
“Kan Dökülecek” (Sanat Yönetimi: Jack Fisk; Dekor: Jim Erickson)

En İyi Kostüm

“Across the Universe” (Albert Wolsky)
“Kefaret” (Jacqueline Durran)
“Elizabeth: Altın Çağ” (Alexandra Byrne)
“Kaldırım Serçesi” (Marit Allen)
“Sweeney Todd” (Colleen Atwood)

En İyi Kurgu

“Son Ultimatum” (Christopher Rouse)
“Kelebek ve Dalgıç” (Juliette Welfling)
“Into the Wild” (Jay Cassidy)
“No Country for Old Men” (Roderick Jaynes)
“Kan Dökülecek” (Dylan Tichenor)

En İyi Ses Miksajı

“Son Ültimatom” (Scott Millan, David Parker, Kirk Francis)
“No Country for Old Men” (Skip Lievsay, Craig Berkey, Greg Orloff, Peter Kurland)
“Ratatuy” (Randy Thom, Michael Semanick, Doc Kane)
“3:10 Yuma” (Paul Massey, David Giammarco, Jim Stuebe)
“Transformers” (Kevin O’Connell, Greg P. Russell, Peter J. Devlin)

En İyi Ses Kurgusu

“Son Ültimatom” (Karen Baker Landers, Per Hallberg)
“No Country for Old Men” (Skip Lievsay)
” Ratatuy” (Randy Thom, Michael Silvers)
“Kan Dökülecek” (Matthew Wood)
“Transformers” (Ethan Van der Ryn, Mike Hopkins)

En İyi Makyaj

“Kaldırım Serçesi” (Didier Lavergne ve Jan Archibald)
“Norbit” (Rick Baker ve Kazuhiro Tsuji)
“Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu” (Ve Neill ve Martin Samuel)

En İyi Müzik

“Kefaret” (Dario Marianelli)
“The Kite Runner” (Alberto Iglesias)
“Avukat” (James Newton Howard)
“Ratatuy” (Michael Giacchino)
“3:10 Yuma” (Marco Beltrami)

En İyi Şarkı

“Falling Slowly” (”Once” filminden; Söz ve müzik: Glen Hansard ve Marketa Irglova)
“Happy Working Song” (”Manhattan’da Sihir” filminden; Söz: Stephen Schwartz, Müzik: Alan Menken)
“Raise It Up” (”August Rush” filminden; adaylar daha sonra açıklanacak)
“So Close” (”Manhattan’da Sihir” filminden; Söz: Stephen Schwartz, Müzik: Alan Menken)
“That’s How You Know” (”Manhattan’da Sihir” filminden; Söz: Stephen Schwartz, Müzik: Alan Menken)

En İyi Görsel Efekt

“Altın Pusula” (Michael Fink, Bill Westenhofer, Ben Morris ve Trevor Wood)
“Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu” (John Knoll, Hal Hickel, Charles Gibson and John Frazier)
“Transformers” (Scott Farrar, Scott Benza, Russell Earl, John Frazier)

En İyi Kısa Film

“At Night” (Christian E. Christiansen, Louise Vesth)
“Il Supplente”/”The Substitute” (Andrea Jublin)
“Le Mozart des Pickpockets”/”The Mozart of Pickpockets” (Philippe Pollet-Villard)
“Tanghi Argentini” (Guido Thys, Anja Daelemans)
“The Tonto Woman” (Daniel Barber and Matthew Brown)

En İyi Kısa Animasyon

“I Met the Walrus” (Josh Raskin)
“Madame Tutli-Putli” (Chris Lavis, Maciek Szczerbowski)
“Même Les Pigeons Vont au Paradis”/”Even Pigeons Go to Heaven” (Samuel Tourneux, Simon Vanesse)
“My Love”/”Moya Lyubov” (Alexander Petrov)
“Peter & the Wolf” (BreakThru Films)

En İyi Kısa Belgesel

“Freeheld” (Cynthia Wade, Vanessa Roth)
“La Corona”/”The Crown)” (Amanda Micheli, Isabel Vega)
“Salim Baba” (Tim Sternberg, Francisco Bello)
“Sari’s Mother” (James Longley) Yer

80. OSCAR ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNE VERİLDİ

 80thposter.jpg  

  80. Oscar ödüllerini kazananlar, bu gün sabaha karşı L.A’da düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Coen kardeşler 4 dalda Oscar kazanırken, oyunculuk  ödülleri Avrupalı sanatçıların oldu.

    Coen kardeşlerin, No Country for Old Man ( İhtiyarlara Yer Yok ) filmi, En iyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo ödüllerini alarak gecenin en çok ödül kazanan filmi oldu. 

 37922.jpg

  • En İyi Film: “İhtiyarlara Yer Yok” (”No Country for Old Men”)
  • En İyi Yönetmen: Joel Coen ve Ethan Coen (”No Country for Old Men”)
  • En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard (”Kaldırım Serçesi”)
  • En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis (”Kan Dökülecek”)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Tilda Swinton (”Avukat”)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Javier Bardem (”No Country for Old Men”)
  • En İyi Orijinal Senaryo: Diablo Cody (”Juno”)
  • En İyi Uyarlama Senaryo: Joel Coen ve Ethan Coen (”No Country for Old Men”)
  • En İyi Animasyon “Ratatuy” (Brad Bird)
  • Yabancı Dilde En İyi Film “The Counterfeiters” (Avusturya)
  • En İyi Belgesel: “Taxi to the Dark Side” (Alex Gibney ve Eva Orner)
  • En İyi Görüntü Yönetmeni: Robert Elswit (”Kan Dökülecek”)
  • En İyi Sanat Yönetimi: “Sweeney Todd” (Sanat Yönetimi: Dante Ferretti; Dekor: Francesca Lo Schiavo)
  • En İyi Kostüm Tasarım: “Elizabeth: Altın Çağ” (Alexandra Byrne)
  • En İyi Kurgu: “Son Ültimatum” (Christopher Rouse)
  • En İyi Ses Kurgusu: “Son Ültimatom” (Karen Baker Landers, Per Hallberg)
  • En İyi Ses Miksajı: “Son Ültimatom” (Scott Millan, David Parker, Kirk Francis)
  • En İyi Makyaj: “Kaldırım Serçesi” (Didier Lavergne ve Jan Archibald)
  • En İyi Müzik: “Kefaret” (Dario Marianelli)
  • En İyi Şarkı: “Falling Slowly” (”Once” filminden; Söz ve müzik: Glen Hansard ve Marketa Irglova)
  • En İyi Görsel Efekt: “Altın Pusula” (Michael Fink, Bill Westenhofer, Ben Morris ve Trevor Wood)
  • En İyi Kısa Film: “Le Mozart des Pickpockets”/”The Mozart of Pickpockets” (Philippe Pollet-Villard)
  • En İyi Kısa Animasyon: “Peter & the Wolf” (BreakThru Films)
  • En İyi Kısa Belgesel: “Freeheld” (Cynthia Wade, Vanessa Roth)
  • Published in:Oscar Ödülleri |on Şubat 20th, 2008 |No Comments »

    Kendi Kendime Herşeyden Biraz…

    Ve sonunda bende kendi bloğumu oluşturmaya karar verdim. Fakat aklınızın bir köşesinde, bu bloğu, sadece blog yönetmeyi öğrenmek amacıyla hazırladığımı tutmanızı istiyorum. Yani şu an için ‘ blog yönetmeyi öğrendim sonunda’ diyerek kendimi memnun etmek dışında bir amacım yok.  Yani hayat boyu bir sürü konuda yaptığım denemelerden birine denk geldiğinizi farz etmelisiniz. Kısaca fazla birşey beklememek işin özü… .

         Bu denememde sizinle karşılaştık ve ben size iyi seyirler diliyorum…

    Published in:Benden |on Aralık 25th, 2007 |No Comments »