Archive for Şubat 22nd, 2008

İzlemeye Bayıldığım Filmler…

LOCK, STOCK AND TWO SMOKİNG BARRELS

Yönetmen : Guy Ritchie
Senaryo : Guy Ritchie
Oyuncular : Jason Flemyng , Dexter Fletcher , Nick Moran , Steven Mackintosh

710c7gvd0jl__ss500_.jpg

         

      Eddy ve 3 arkadaşı ellerindeki 100.000 paundu kumara yatırırlar. Aralarında en deneyimli oyuncu Eddy olduğu için kumar masasına onu yollarlar.  Eddy oyunun sonunda Hatchet Harry’e yarım milyon paund borçlanır. Bu borcu bir hafta içerisinde ödemezse Hatchet Harry’nin parmaklarını kesecektir. Bu beladan sıyrılmak için para toparlamaları gerekmektedir. Bir takım para toplama girişimlerinde bulunurlar. Bunlardan biri de Eddy’nin babasının antika tüfeği ile soygun yapmaya kalkmalarıdır. Ancak tüm denemeleri başarısızlıkla sonuçlanır. 


      Başladığı andan itibaren temposu hiç düşmeyen, beni ekrana kilitleyen filmlerden biri daha. Kara-Komedi demek yerinde olur sanırım. Guy Ritchie’nin yazıp yönettiği film, acayip tesadüflerle dolu. Kısaca kaçırmayın derim.     SNATCH    

 


 
1783-104432.jpg             

 

                                                                                        
 
    Elmas hırsızı ve kurye olan Dört Parmak Franky patronu Avi’ye teslim edeceği değerli bir elmas için New York’a dönmektedir. Ancak  dayanamaz ve Bıçak Boris adına bir bahse girer. Bori Frankyi tuzağa düşürür ve soyulur.  Franky’nin tuzağa düşürüldüğünü öğrenen Avi, Franky’yi ve kayıp elması bulmak için sağkoluyla birlikte Londra’ya gelir..       Bu arada acemi  lisansız boks maçı organizatörleri, Turkish ve işortağı Tommy, yasadışı boks maçları organizatorü ve domuz çiftliği sahibi Tuğla Kafa’yı kendilerini bu işin en büyükleri arasına sokacak bir döğüş düzenlemek üzere ikna etmekle meşgullerdir. Ama boksörleri, Mickey O’Neil adında  İrlanda’lı bir çingene tarafından nakavt edilince, çocuklar onu kendi boksörlerinin yerine Tuğla Kafa’nın maçı için ringe çıkmaya ikna ederler. Ama Mickey tekin bir adam değildir ve bu ikili, kaçık boksörleri dördüncü raundda nakavt olmayı reddedince birden kendilerini belanın tam ortasında bulurlar. Bu arada Franky’nin bahisçiler tarafından pusuya düşürüldüğünün öğrenilmesinden sonra ortadan kaybolan elması bulmak üzere bir mücadele başlar.   Lock, Stock and Two Smoking Barrels’ tan sonra çekilen Guy Ritchie filmi. Hemen hemen aynı kadro var ancak bu filme Brad Bitt’te katılmış. Ve çingene rolünün çok iyi üstesinden gelmiş diyebilirim. Bu da Lock, Stock and Two Smoking Barrels gibi çok eğlenceli ve zekice kurgulanmış bir hikayeye sahip. en izlerken çok eğlendim, izleyin derim.

 

 

FROM DUSK TILL DAWN  ( Gün Batımından Şafağa )

 230px-fromdusktilldawn.jpg

FIGHT CLUB ( Dövüş Klübü )

 Yönetmen: David Fincher   Senaryo: Jim Uhls , Chuck Palahniuk (roman) Yapım: 1999 Amerikan Yapımı 139 dakikaOyuncular: Brad Pitt, Edward Norton,Helena Bonham Carter, Meat Loaf

fightresim13b.jpgfightresim13b.jpgfightresim13b.jpgfightresim13b.jpgfightresim13b.jpg

chimage.jpg

  Filmi, Edward Nortonun anlatımıyla izliyoruz. Anlatıcımız, iyi bir işi ve son moda mobilyalarla doldurulmuş bir evi olan, sık sık seyahat eden aslında sıradan biridir. Fakat zamanla hayatından tatmin olmamaya ve uyumada güçlük çekmeye, hatta hiç uyuyamamaya başlar. O da, bir turist misali bulduğu tüm destek gruplarına katılmaya başlar. Bu  gruplardan birinde  Marlayla tanışır. Daha sonrasında ise, bir uçak yolculuğunda, sabun yaparak hayatını kazanan Tyler Durden’la tanışır. Ve bu iki garip insanla tanışmasıyla birlikte yaşantısı farklı bir boyuta taşınır.
      Aslında film için bir sistem eleştirisi diyebiliriz. Tüketim toplumuna ağır bir saldırı… Sahip olduğumuz eşyaların, kariyer hedeflerimizin, ünvanlarımızın  zamanla  nasıl bize sahip olduğunun suratımıza çarpılması..
       Ben bu filmi her zaman izleyebilirim. Bana kendimi iyi hissettirmesede, her izleyişimde daha farklı çarptığını söylemeliyim. Sizi de izlediğinizde mutlu etmeyecektir ama sarsılmaya kimin ihtiyacı yok ki….

OLAĞAN ŞÜPHELİLER  ( Usual Suspects )  

Yönetmen:  Bryan Singer

Senaryo  yazarı :  Christopher McQuarrie

Oyuncular:   Kevin Spacey, Stephen Baldwin, Gabriel Byrne, Benicio Del Toro, Kevin Pollak
  
Gösterim tarihi  : 1995, ABD       

  olagansupheliler_p.jpg     

 ”Şeytanın en büyük başarısı, bizi varolmadığına inandırmasıdır.”  Filmi aslında bu replik özetlemekte. Ama filmi henüz izlememiş olanlar için sanırım bu cümle birşey ifade etmiyordur.  Alanlarından uzman olan  beş sabıkalı tesadüf sandıkları bazı olaylar sonunda aynı hücrede biraraya gelirler. Hücrede geçirdikleri zaman içinde bir soygun planlarlar. Planları başarıyla sonuçlanır ancak çaldıkları malların Keizer Soze’ye ait olduğunu öğrenirler. Bunun karşılığıda, Soze’nin bir işini yapmaları gerekmektedir. Bu arada Keizer Soze, herkesin çok korktuğu ama kimsenin tanımadığı acımasız bir katildir.     İşin yapıldığı  gece,Kalifornia San Pedro Limanında’dan sadece bir kişi kurtulur, 27 kişiyse ölür. Davayı araştıran ajanın baskından kurtulan Verbal Kint ( Kevin Spacey ) ’ı sorguya almasıyla birlikte olayın iç yüzü açığa çıkar ya da çıkmaz..    İnanılmaz bir film, inanılmaz final… Kesinlikle izlemelisiniz. Bu arada filmin yazarı oscar almıştı.

ONCE UPON A CRIME  ( Bir Zamanlar Suç Vardı )

Yönetmen  : Eugene Levy

Oynayanlar: John Candy, Cybill Shepherd, James Belushi, Ornella Muti 51k1zmqbbzl__aa240_.jpg            Genelde komik diye izlediğim çoğu film beni pek de güldürmeyi başaramamıştır. Bunun benim zor beğenen biri olmamla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum, bunun sebebi sadece benim mizah anlayışımla izlediğim filmlerin örtüşmüyor olması.   Şimdi gelelim filme, bu film cidden beni çok güldürmüştü, güldürdü ve güldürmeye devam ediyor. Filmde birbirini tanımayan insanların, tesadüfler sonucunda nasıl cinayet zanlısına dönüştükleri anlatılıyor.  Diyaloglardaki ince espriler harika ve en iyisi de John Candy’nin müfettiş soruşturmasındaki uygulamalı anlatımı beni gülmekten öldürdü.  Eskiden televizyonda çıkardı ama uzun zamandır rastlamıyorum. Kısaca aklınızda bulunsun, bu filmi izleyin ve bol bol gülün.

 

RUSSIANS ARE COMING ( Ruslar Geliyor )

Yönetmen: Nathan Jewison

Oyuncular: Alan Arkin, Carl Reiner, Eva Marie Saint

Yapım Yılı: 1966

 

russians.jpg 

    Nathaniel Benchley’nin romanından 1966 yılında beyazperdeye uyarlanmış. Alan Arkinin de rol aldığı filmin 4 dalda oscar adaylığı da mevcut.    Filmimiz soğuk savaş döneminde, küçük bir New England kasabasında geçiyor. Kasaba yakınından geçen, küçük rus denizaltısının mürettebatı, Amerikayı biraz daha yakından görmek isteyince olanlar oluyor. Karaya oturan denizaltılarını kurtarmak için, kasabaya çıkmaktan başka çareleri kalmayan mürettebatın başına gelen komik olayları izliyoruz film boyunca. Kasaba halkı ve rus denizcilerinin yaşadıkları kaos inanılmaz komik.    Lt.Rozanov rolünü oynayan Alan Arkinin performansı izlenmeye değer. Hele rus aksanıyla Whittaker Walt demesini kaçırmayın.   En son bir yıl kadar önce, Digiturk MGM kanalında rastlamıştım. Uzun süre orada oynadı ve ben her rastladığımda izledim. Şiddetle tavsiye ederim.

BETTLE JUICE ( Beter Böcek )

Yönetmen: Tim Burton

Senaryo: Tim Burton, Michael McDowell, Warren Skaaren, Larry Wilson

Oyuncular: Michael Keaton, Alec Baldwin, Winona Rider, Geena Davis

Müzik: Danny Elfman

Yapım Yılı: 1988

200px-beetlejuice.jpg   200px-beetlejuice.jpg

   Tim Burton yönettiği unutulmaz fantastik bir filmdir Bettlejuice… Bir hayat deneyimidir, festival havasıdır, ölümün eğlenceli halidir.

   Barbara ve Adam’ın öldükten sonra evlerinde hapis kalırlar. Bu arada evlerine taşınan istilacı aile ile başa çıkamaya çalışmaktadırlar. Ancak yaşayan insanları korkutma işinde çok kibar davrandıkları için, her denemeleri başarısızla sonuçlanmaktadır. Bu arada ailenin gotik kızı  Lidya ile yakınlaşmaya başlamışlardır. Evden kovma işini bir uzmana vermeye karar verirler. Üç kez bettlejuce dedikten sonra işler çığırından çıkar..

    Zaten benim yaş gurubum ve daha büyükler eminim bu filmi defalarca izlemiştir. Kısaca lafım  benden küçük jenerasyonadır:  izleyin, izlettirin..

 Shake, shake, shake, Senora, shake your body line
Shake, shake, shake, Senora, shake it all the time
Work, work, work, Senora, work your body line
Work, work, work, Senora, work it all the time

http://www.youtube.com/watch?v=MEy89l0SOZs 

İlk önce omuz oynattırmaya başlayan sonra içinizden dans etme isteği uyandıran final şarkısı :)

 

Published in:SİNEMA |on Şubat 22nd, 2008 |No Comments »

HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?

new_ege-090.jpg

HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI ?

Aylin Kotil,
Cumhuriyet Gazetes - 
23 Mayıs 2004

         Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama, yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını… Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona.Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini. Kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine…Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona.
Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.
Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona… Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… ‘İstemiyorum’, ‘hayır’ demeyi öğret ona , istediğinde ise ‘istiyorum’ demeyi, Sevdiğinde ise ’seni seviyorum’ diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını…Sorgusuz sevmeyi… El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı…
Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona .
Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.
İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret…
Ama en çok da kendini sevmesini öğret… Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini… Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini … Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını…
        Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona…

 

Published in:Çocuklara Dair... |on Şubat 22nd, 2008 |No Comments »